etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Mayıs 2015 Cuma

MÜLAKAT HEYECANINI YENMEK İÇİN BU 5 MADDEYİ UYGULAYIN



Başvurularınızı yaptınız, cvniz incelendi ve mülakata çağrıldınız. Tüm hazırlıklarınızı yapmış olmanıza rağmen heyecanınızla baş edemiyorsanız aşağıdaki adımları uygulamanızda fayda var:



  1. Mülakatınızı yapacak kişi hakkında bilgi edinin: Sosyal medya üzerinden, özellikle iş dünyasına ilişkin platformlardan eğitim ve iş deneyimi bilgilerini, uzmanlık alanlarını ve varsa yazılarını mutlaka inceleyin. Böylelikle karşı tarafın görüşleri hakkında fikir sahibi olarak, mülakatta gelebilecek sorulara hazırlıklı olacaksınız.
  2. Şirket hakkında bilgi edinin: Görüşmeye çağrıldığınız şirketin misyonu, vizyonu ve tarihçesini mutlaka inceleyin. Çalışanlardan beklentilerine dair ip uçlarını bu alanlarda bulabilirsiniz.
  3. Kendinizi en iyi hissettiğiniz takımınızı giyin: Öz güveninizi etkileyen faktörlerden biri de giydiklerinizdir. Giyiminize özen gösterdiğiniz günlerde kendinizi daha iyi ve güçlü hissedersiniz. Üzerinize tam oturmayan, sizi yansıtmayan renk ve modellerde giysiler kendinizi tedirgin hissetmenize sebep olabilir. İhtiyacınız olan kararlı ve öz güvenli duruş için profesyonelliğinizi ön plana çıkaran ve size kendinizi iyi hissettiren giysileri tercih edin.
  4. Dik durun, başınızı yukarı kaldırın ve gülümseyin: Vücudunuzun aldığı biçim, hem sizin ruh halinizi hem de karşı tarafın gözündeki imajınızı doğrudan etkiler. Kambur duran, başını önüne eğmiş ve ürkek gözlerle etrafına bakan biri, etrafını etkisi altına alamaz. Dik durun, başınızı kaldırın, insanların gözlerine bakın ve gülümseyin. Bu durum sizi rahatlatacak ve girdiğiniz ortamda size doğal bir güç verecektir.
  5. Ses tonunuza dikkat edin: Cılız ve tedirgin bir ses, o pozisyon için en doğru aday bile olsanız bunu karşı tarafa kanıtlamanızı engeller. Kendinize baktırmak ve söylediklerinizi dinlemelerini sağlamak için sağlam ve güçlü bir ses tonu yakalamalısınız. Sesinizde; bu iş için duyduğunuz istek, bu işi başarabileceğinize olan inancınızı yansıtan güven ve orada kendinizi rahat hissettiğinizi yansıtan dinamizm ve içtenlik bulunmalı.

25 Nisan 2015 Cumartesi

ORYANTASYON SÜREÇLERİ

Yeni başladığınız işinizdeki ilk günlerinizi hatırlayın. Kendinizi güvende ve rahat mı hissediyordunuz, yoksa belirsizlikler içerisinde, endişeli ve meraklı mı?

Bu soruya vereceğiniz yanıt, şirketinizin İK departmanı ve kurum kültürü hakkında bazı işaretler verecektir.

Bugün hala birçok şirketin oryantasyon algısı, yeni başlayan çalışana mesai arkadaşlarını tanıttıktan sonra, önüne arşiv dosyalarını atıp kenara çekilmekten ibaret. Oysa oryantasyon süreci, o çalışanın şirketteki geleceğini büyük ölçüde etkiliyor.

Oryantasyon, iş yaşamındaki karşılığı itibariyle, işe yeni başlayan bireyin kuruma ve yapacağı göreve dair bilgi edinmesi, ihtiyaç duyabileceği yeterlilikleri kazanması amacıyla uygulanan programlardır.

Peki doğru bir oryantasyon süreci hangi aşamalardan oluşmalı?

1. Kurumun gezdirilmesi ve birimlerin tanıtılması
2. Mesai arkadaşları ile tanıştırılması. Mesai arkadaşları tarafından önceden hazırlanmış bir "hoş geldin" organizasyonu, ilk intibada ihtiyaç duyulan sıcaklığı sağlayacaktır.( bir çiçek ya da kuruma ait ekipmanın bulunduğu bir "hoş geldiniz kiti" verilebilir)
3. Kurumun tarihçesi, işleyişi, misyon-vizyonu, şirket politikaları, kariyer olanakları üzerine bilgilendirme yapılması.
4. Kurumun organizasyon şemasının anlatılması.
5. Yeni personelden beklenen çalışmaların anlatılması, görev tanımlarının açık ve net bir şekilde paylaşılması
6. Yapılacak işe özgü yeterliliklerinin kazanılması için teknik eğitimlerin verilmesi
7. Ekip çalışması gerektiren noktalardaki toplu işe alımlarda, grup üyelerinin birbirini tanıması ve daha hızlı kaynaşabilmesi için takım oyunları oynatılması, takım ruhunun oluşturulmasına yönelik etkinlikler yapılması.
8. Eğitimlerin sonunda, yeni personelin görüş ve önerilerinin alınması, aynı ortamda istişare edilmesi.
9. Eğitimlerin ardından, kendisine ilk dönemde hem eşlik edecek, hem de oryantasyonun geri dönüşlerini gözlemleyecek bir mentor atanması.

19 Kasım 2012 Pazartesi

BENİM BURADA NE İŞİM VAR ?!!

Ben kimim?
Ne istiyorum?

Dikkat!

3. sorunuz " Benim burada ne işim var? " olmasın!

Peki nasıl?

1. Bir klişeyle başlayalım: Kim olduğunuzu ve ne istediğinizi bilin. Ama gerçekten bilin. Demek istediğim, ne okuduğunuz, hangi bilgisayar programlarını kullanabildiğiniz ya da kaç dil bildiğiniz değil. Bunlar elbette önemli ama, asıl önemli olan, sizin "kim" olduğunuz.

Bir başkasından emir alabilir misiniz örneğin?
Sabırlı mısınız?
Fedakar mı?
Bencil mi?
Kuralcı mı, esnek mi?
Akılcı mısınız yoksa yönetilmeye muhtaç mı?
Yaratıcı mısınız mesela?
Yönetme arzusuyla yanıp tutuşuyor musunuz yoksa "Ben risk alamam, dikkat çekmeye gerek yok, grubun arasında iyiyim." mi diyorsunuz?

Hiçbiri diğerinden daha iyi ya da kötü değil.

Tüm yerleşmiş yanlış kanıların aksine, fedakarlık ya da sabırlı olmak, her zaman, her ortamda doğru bir şey değildir. Kendinizden eksiltme riskiniz vardır mesela. Ya da esneklik, akılcılık kötü değildir. Yetersizliğinin farkındaki yönetimler, esnek düşünebilen akılcı çalışanlardan hoşlanmayabilirler. Bu tamamen kendi eksiklerinin farkında oluşlarından kaynaklanabilir. Oysa bugün dünyaca ünlü şirketlerin özellikle böyle çalışanlar aradığını biliyoruz :)

Bu yüzden, tüm yerleşmiş yanlış algılardan sıyrılın ve kim olduğunuzu, nelerden hoşlanıp, nelerden rahatsızlık duyduğunuzu ortaya koyun.

2. Artık kim olduğunuzun bilincindesiniz. Dolayısıyla ne istediğinizin de...

Şimdi, kendinize "Benim burada ne işim var?!" dememek için yapmanız gereken, doğru iş başvuruları, iş görüşmelerinde dikkat edebileceğiniz noktalar.

İş görüşmeleri başlı başına bir konu olduğu için bunu bir sonraki yazımda detaylı olarak paylaşacağım.

Kendinizi keşfetmeniz dileğiyle...

MERHABA!

Herkese Merhaba,

Uzun zamandan beri yapmak istediğim fakat bir türlü başlayamadığım blogumun ilk adımlarını nihayet bugün atıyorum :)
Peki neden böyle bir blog açtık, burada hangi konulara değinilecek, kısaca söz etmek isterim:

Birçoğumuz, zorlu bir öğrenim hayatından sonra iş yaşamına atılıyor. Üniversite yıllarında kurulan o toz pembe hayallerin, iş dünyası dergilerinde, televizyonlarda gördüğümüz o gösterişli iş merkezlerinin, ferah ofislerin, birbiriyle saygı çerçevesinde iletişim kuran insanların çalıştığı profesyonel iş ortamının öyle her yerde olmadığını, hatta bunu yakalamanın ne kadar zor olduğunu anlamak birçok kişi için fazla uzun sürmüyor.

Ağır çalışma şartları, ayak kaydırma girişimleri, yapılan işten bihaber iş arkadaşları, yetersiz amirler, "evde cam siliyordum olduğum gibi işe geldim" kıvamında özensiz çalışanlar, mobbing, kurnazlıklar vs vs...

Diyeceğim o ki, iş hayatına dair büyük hayalleri ve idealleri olan biri için tam anlamıyla bir kabus...

"Bu süreç nasıl dayanılır bir hale getirilir ve eksiler artılara nasıl dönüştürülür?" sorularının cevabı için, bu sorunlara ilişkin çok sayıda kaynak okudum, uzmanları dinledim. Bazı durumların ustalıkla yönetilebileceğini, bazı durumlarda ise hiç dokunmadan uzaklaşmak gerektiğini öğrendim. "Oldu bu iş" diyebilmeyi ve bunun bünyede yarattığı inanılmaz rahatlığı da elbette :)

Uzun zamandır bu konularla yakından ilgilenen biri olarak, öğrendiklerimi, deneme yanılma yoluyla bulduğum çözüm yollarını, aynı sıkıntıları yaşayan ya da iş hayatına yeni başlayacak arkadaşlarla paylaşmak istedim.

Soru, eleştiri ve önerileriniz için bu sayfada yazabileceğiniz yorumların yanı sıra, oldubuisblog@gmail.com adresimizden de iletişime geçebiliriz.